İŞ KAZASI NEDENİYLE TAZMİNAT DAVASI

İş kazasının unsurları nelerdir, iş kazası nedeniyle zarara uğrayan işverenden tazminat alınabilir mi, iş kazası nedeniyle zarar gören işçi neler talep edebilir, işçi ve işverenin kusurunun etkisi nedir, görevli ve yetkili mahkeme hangisidir ? Tüm usul ve esaslar yazımızda açıklanmıştır.

“Öncelikle bu sitedeki bilgiler hukuki tavsiye niteliğinde olmayıp bu bilgiler hiçbir şekilde site ziyaretçileri ile MSB Hukuk Bürosu arasında vekil-müvekkil ilişkisi kurulmasına matuf biçimde yorumlanamaz ve kullanılamaz. Hak kaybına uğramamak ve mağduriyet yaşamamak adına İş hukukuna ilişkin olarak konuda uzman avukatlarımız tarafından profesyonel hukuki yardım alabilirsiniz. Site içeriğinde yer alan bilgilere istinaden profesyonel hukuki yardım almadan hareket edilmesi durumunda oluşabilecek herhangi bir zarardan büromuz sorumlu değildir”

1.İŞ KAZASININ TANIMI VE UNSURLARI

6331 sayılı İş Sağlığı Ve Güvenliği Kanununa göre İş kazası: İşyerinde veya işin yürütümü nedeniyle meydana gelen, ölüme sebebiyet veren veya vücut bütünlüğünü ruhen ya da bedenen engelli hâle getiren olayı, ifade etmektedir.

5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 13. Maddesinde ise iş kazasına ilişkin diğer şartlar belirtilmiştir. Bir kazanın iş kazası olarak adlandırılabilmesi için şu şartlar gerçekleşmelidir:

Kazaya uğrayan işçi sigortalı olmalıdır.

Kazaya uğrayan  hemen veya sonradan bedenen veya ruhen özre uğramış olmalıdır.

Kazanın yer ve zaman  olarak 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 13. Maddesinde belirtilen şekilde gerçekleşmesi gerekmektedir.

Kazada illiyet bağı olmalıdır.

  1. İŞ KAZASI NEDENİYLE UĞRANILAN ZARARIN TAZMİNİ

Öncelikle ileride söz konusu olabilecek uyuşmazlıkları engellemek için kazanın ilgili kurumlara bildirilmesi gerekmektedir. Burada sorumluluk işverene aittir. İşveren derhal kolluk kuvvetlerine bildirimde bulunmalıdır. Ayrıca SGK’ya da kazadan itibaren 3 iş günü içinde bildirimde bulunulmalıdır. İşveren iş kazasını süresi içerisinde bildirmezse cezai sorumluluğu doğacaktır. İşveren bildirimde bulunmazsa işçi tarafından bildirim yapılmalıdır.

Devamla iş kazasının şartlarının gerçekleşmesi halinde, zarar gören işverenden maddi tazminat, geçici ve sürekli iş göremezlik tazminatı, ve manevi tazminat talebinde bulunabilecektir. Ölüm halinde ise ölen kişinin desteğinden yoksun kalan kişiler destekten yoksun kalma tazminatı isteyebileceklerdir.

  1. İŞ KAZASI NEDENİYLE AÇILACAK TAZMİNAT DAVASINDA ZAMANAŞIMI SÜRESİ VE ARABULUCULUK

İş kazası nedeniyle doğan tazminat alacakları 10 yıllık zamanaşımı süresine tabidir. Karşı taraf zamanaşımı itirazında bulunmazsa mahkeme kendiliğinden bu durumu dikkate almayacaktır. Devamla  iş kazası nedeniyle açılacak tazminat davasında arabuluculuk şartı söz konusu değildir. Arabuluculuğa başvurmadan dava açılabilir.

  1. İŞ KAZASI NEDENİYLE AÇILACAK TAZMİNAT DAVASINDA GÖREVLİ VE YETKİLİ MAHKEME

İş bu davaya bakmakla görevli mahkeme İş Mahkemesidir, yetkili mahkeme ise;

İş kazası geçiren işçinin ikametgahı ile işçi vefat etmişse mirasçılarından herhangi birinin yerleşim yerindeki mahkeme,

Kazanın gerçekleştiği yer mahkemesi,

Davanın açıldığı tarihte davalı işverenin yerleşim yeri mahkemesidir.

  1. İŞVERENİN SORUMLULUĞUNUN SINIRI

İşverenlerin iş kazasındaki hukuki sorumluluğu Yargıtay kararlarına göre tartışmalıdır.

İş kazası nedeniyle işverenin sorumluluğu öncelikle kusur sorumluluğuna dayanmaktadır. Bu kusur sorumluluğuna göre işverenin sorumluluğunun doğabilmesi için kusur, illiyet bağı ve hukuka aykırılık bulunmalıdır. Bu sorumluluk görüşünün günümüz şartlarında yetersiz kaldığı düşünülerek Yargıtay tarafından tehlike esasına dayalı kusursuz sorumluluk esası benimsenmiştir. Bu görüşe göre ise işverenin iş kazasından sorumlu tutulması için için kusurlu olmasına gerek yoktur. iş kazası ile kaza sonucunda ortaya çıkan zarar arasında uygun nedensellik bağının bulunması yeterlidir. Zarar gören kimsenin kusur durumunu ispat etmeye çalışmasına da gerek yoktur. Ancak kazanın işverenin işi görülürken gerçekleşmiş olması sorumluluk için yeterli değildir. Eylemle zarar arasındaki uygun nedensellik bağının mücbir sebep veya işçinin ya da 3. kişinin ağır kusuru ile kesilmemiş olması zorunludur.

Konuya ilişkin Yargıtay 21. HD.  2008/12304 E.   2009/3393 K.  09.03.2009 T.sayılı kararında bu durum;

“Çalıştıranın sorumluluğu için çalıştıran ile çalıştırılan arasında çalıştırma ve bağımlılık ilişkisinin bulunması, zararın hizmetin ifası sırasında ve hizmetle ilgili olarak oluşması, eylemin hukuka aykırı olması ve eylem ile zarar arasında uygun nedensellik bağının bulunması gerekir. Başka bir anlatımla kazanın işverenin işi görülürken gerçekleşmiş olması sorumluluk için yeterli olmayıp eylemle zarar arasındaki uygun nedensellik bağının mücbir sebep veya işçinin ya da 3. kişinin ağır kusuru ile kesilmemiş olması zorunludur.”

Şeklinde belirtilmiştir. Sonuç olarak illiyet bağı belirtilen sebeplerle kesilmediği sürece işverenin sorumluluğu doğmaktadır.

Her olaya göre değişebilecek özel durum ve koşullar bulunabileceği gözetilerek Hak kaybına uğramamak ve mağduriyet yaşamamak adına İş hukukuna ilişkin olarak konuda uzman avukatlarımız tarafından profesyonel hukuki yardım alabilirsiniz.

MSB HUKUK BÜROSU